1. Ana Sayfa
  2. Haberler
  3. Türkiye’nin 2016’da imzaladığı Paris İklim Anlaşması’nı 5 yıl sonra TBMM’ye getiren sebepler neler?

Türkiye’nin 2016’da imzaladığı Paris İklim Anlaşması’nı 5 yıl sonra TBMM’ye getiren sebepler neler?

featured

Türkiye, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne 24 Mayıs 2004’te katılmıştı. Bu sözleşme insan kaynaklı faaliyetlerin neden olduğu küresel ısınmanın iklim üzerindeki etkilerine karşı Birleşmiş Milletler tarafından imzaya açılmıştı. Farklı şartlara bağlı olarak ülkelerin üç gruba ayrıldığı sözleşmede Türkiye, gelişmiş ülkelerin yer aldığı EK-1 listesinde yer aldı. Bu da Türkiye’yi iklim fonlarından yararlanamama sıkıntısı ile karşı karşıya bıraktı.

Paris’te 5 Ekim 2015’te 195 ülke ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla kabul edilen Paris İklim Anlaşması ise Türkiye tarafından 2016’da imzalanmıştı. Ancak bugüne kadar Meclis’te onaylanmadı. Türkiye ile birlikte Eritre, İran, Irak, Libya, Yemen olmak üzere anlaşmayı onaylamayan altı ülke bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması üzerine anlaşmanın Ekim ayında Meclis gündemine gelmesi ve onaylanması bekleniyor.

Türkiye’nin katkı beyanında neler yer alıyor?

Paris İklim Anlaşması’nın temel hedefi; 2050’ye kadar küresel ortalama sıcaklığı 1,5 santigrat derece azaltma hedefi olarak biliniyor. Bunun yanı sıra fosil yakıt kullanımını da devreden çıkarmayı öngörüyor.

Anlaşma kapsamında, taraflardan iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum sağlama yeteneğini artırması beklenirken, düşük sera gazı emisyonları ve iklime dirençli kalkınma yolunda tutarlı bir finansman akışı, ulusal katkılar sağlamak da hedefleniyor. Bu anlaşma kapsamında gelişmiş ülkelerin mutlak emisyon azaltımı yapmaları istenirken gelişmekte olan ülkelerden ise bu hedefi benimsemesini talep ediyor. Nihai hedef ise 2050’ye kadar karbon emisyonlarının sıfıra indirilmesi olarak belirtiliyor.

Türkiye hazırladığı ulusal katkı beyanında karbon salınımını azaltma taahhüdü vermezken iki katından fazla artırabileceğini de belirtmişti. Beyana göre, hiçbir önlem alınmadığı referans senaryoda karbon salınımının 1 milyar 175 tona ulaşacağı belirtilirken Türkiye artıştan yüzde 21 azaltım hedefiyle bunu 929 milyon tonda tutmaya çalışacağını söylüyor. Türkiye, 2019’da bir önceki yıla göre yüzde 3’lük bir azaltım sağlamayı başardı.

Türkiye, kamu ve özel sektör ile STK’larla diyalog içinde, 9 ana başlık altında toplanan “Avrupa Yeşil Mutabakata Uyum Eylem Planı” hazırladı. 32 hedef ve 81 eylemi içeren plan ile Avrupa Birliği’nin iklim standartlarının yakalanması hedefleniyor.

Türkiye’nin kararında hangi nedenler etkili oldu?

Elbette merak edilen konu ‘Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı TBMM’de onaylamak için neden 5 yıl beklediği’ oluyor. İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, bu sorunun arka planındaki yanıtları, 4 başlık altında Sputnik’e değerlendirdi:

Glasgow’daki COP26 konferansı öncesinde, Türkiye’nin de masada kendi ulusal çıkarlarını ve yapacağı çalışmaları savunabilmek ve dünyadaki faaliyetlere fikir vermek adına bu anlaşmaya taraf olması gerekiyor yoksa masada yer alamıyordu. Dolayısıyla şu anda sadece birkaç ülke masada yer alamıyor, Türkiye’nin de bunlar arasında bulunması doğru olmazdı. Türkiye’nin taraf olmasını aslında geçen yıl bekliyorduk. Çünkü 2020’de Paris İklim Anlaşması devreye giriyor ve toplantılar başlıyordu. Geçen yıl pandemi olduğu için çok gerekli bir durum oluşmadı. Ama bu dönemde artık Glasgow’da bir konferans yapılacak ve masada olmak önemli.
ABD Başkanı Joe Biden’ın yeni politikası da gerekçeler arasında yer alıyor. ABD’nin Donald Trump dönemi sonrasında Paris İklim Anlaşması’nı yeniden onaylıyor olması ve ardından finansal açıdan daha destek vereceğini açıklaması etkili oldu. ABD’nin politikası Türkiye’nin konumlanışı açısından burada oldukça belirleyici oldu.
Türkiye, farklı finansman arayışı içindeydi. Gelişmiş ülke sınıfında olduğu için yeşil iklim fonundan yararlanamıyordu. Burada Dünya Bankası, Almanya ve Fransa’nın kalkınma bankaları ile görüşüldüğü daha önce TBMM’deki İklim Komisyonu’nda konuşulmuştu. Burada farklı finansman kaynakları yaratılabileceğinin görülmesi de aslında anlaşmaya taraf olmasının avantajlı hale geleceğini ifade ediyor. Bir de birkaç hafta önce Birleşmiş Milletler’e (BM) Türkiye’nin gelişmiş ülkeler listesinden (EK 1) çıkarılmasına yönelik bir nota gönderildi. O çalışma devam edecek ama bir yandan alternatif finans kaynaklarının olduğu ve bu finans kaynaklarına ulaşım için de anlaşmaya taraf olunması gerektiği bir zorunluluk. Bu da net bir şekilde görülünce taraf olma ihtiyacı artmış oldu.
Özellikle son aylarda iklim krizi kaynaklı afetleri sıkça yaşadık. Bu afetler noktasında da ana muhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti lideri Meral Akşener de bu konuyu sıkça gündeme getirdi. Burada CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in de TBMM’ye vermiş olduğu önergenin de çok büyük bir etkisi olduğunu söylemek mümkün. Çünkü bir konsensüs zemini bir talep var. Bu artık toplumda ve uluslararası alanda karşılık bulmuş durumda. Bu da iktidarın bu konuda daha rahat hareket etmesini ve çeşitli lobilerin baskılanmasını sağlıyor. Muhalefetin katkısını da mutlaka önemli bir dinamik olarak görmek gerekiyor.
Dr. Baran Bozoğlu’nun, “21.Yüzyılda İklim Krizi,Paris Anlaşması ve İklim Değişikliğine Uyum” adlı bir kitabı da bulunuyor.
© Fotoğraf : Baran Bozoğlu

‘Bu artık kaçınılmaz’

Akla gelen bir diğer soru da Türkiye gibi ağır sanayinin yoğunlukta olduğu bir ülkede bu hedeflerin nasıl hayata geçirileceğine dair. Dr. Bozoğlu, bu konuda şunları söyledi:

Şu anda sera gazı emisyonlarının en az %72’sine enerji sektörü sebep oluyor. Fosil yakıtın kullanım alanına baktığımızda da enerji üretimi, sanayi, ulaşımda kullanıldığını görüyoruz. Dolayısıyla bütün bu sektörlerin dönüşmesine ihtiyacımız var. Bu tabii ki bir planlama kapsamında olacak. Ama süre eskisi kadar fazla değil. 30 yıl içinde bunların yapılması lazım. Dolayısıyla Türkiye’nin daha önce BM’ye vermiş olduğu sera gazı azaltımı konusundaki stratejik planlarını güncellemesi ve bu ağır sanayinin olduğu bölgeden başlamak üzere planlamayı yapması gerekiyor. Bu artık kaçınılmaz uygulanması gereken bir konu. Belki ilk başta bir maliyet olarak görülse de orta ve uzun vadede sanayicimize çok büyük katkıları olacaktır.

Yorum Yap

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yazar Hakkında

Besle kargayı , oysun gözünü deyimi ile çıktığımız bu yolda , yazılarımız ve özgün tarzımız ile sizlerle buluşmaktan mutluluk duyuyoruz.

Yorum Yap